SINAN BÜYÜYOR

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers

1 Temmuz 2010 Perşembe

EMEKLEMEK Mİ? SÜRÜNMEK Mİ? ve BİZDEN YANA

Yine uzun zaman oldu yazmayalı. Hani hayat ilerli.yor; bir sürü gelişmeler oluyor ama bende onu yazacak derman kalmıyor. Bir günümü anlatmak gerekirse ( ki bütün günler aynı :) gün içi iş yerinde, akşam saat 18:50 'de evde Sinoş ile sarmaş, dolaş gezinti. Sonra kalan sebze çorbasını Sinan'a veriyorum; ardından karpuz,şeftali,üzüm üçlüsünü sıkıp veriyorum. Sonra yine anne-oğluş sarılmalar, oynamalar. Ve uyku vakti. Saat 10:00-10:30 gibi Sinan bey iyi geceler uykusu. Sonra ben ve eşim balkonda oturmalar, sohbetler. Bir bakıyorum saat 1 olmuş. Bütün günüm saatler bile şaşmadan aynı düzende devam ediyor. Çok nadir dışarı gezmelerine gidiyoruz. Malum pek gezmeyi seven kişiler değiliz maalesef. Oğluşta sanırım gezmeyi sevmeyen biri olacak. Aslında gezmeyi sevmediğimizden de değil. Sinan doğdu doğalı, yemek düzenini oturtamadığımızdan dolayı evden pek yemek düzeni hepten bozulmasın diye çıkmıyoruz. İlerde belki düzenimiz oturdukça gezebiliriz diye ümitliyim yine de.
Sinan'daki gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Artık tam beceremesekte emekleme eğilimindeyiz. Emeklemeyi güçlendirmek için babamızın bulduğu bir yöntem ile daha da hızlanmaya başladık. Dün babası sinoş'a uzaktan kumandalı bir araba aldı. Araba önde sinan arkada kovalamacalar oluyor. Çok iyi fikir herkese öneririz. Babası arabayı yavaş yavaş uzaklaştırdıkça sinan arabayı kovalamaya başladı. Aslında onun videosunu koyacaktım ama onu aktarmadığımdan makineden, 2 hafta önce çektiğim videoyu koyuyorum. Yarın son emekleme veya sürünme videomuzu koymuş oluruz.
video
S: Bu salatalık çok güzelmiş anne, bir tane daha verirmisin?
A: tabiki oğlum. al ye bakalım. :)
video
Neden sürükleme dediğime gelince; sinan emeklemeye çalışıyorum ama elleri üzerinde yorulduğundan komando eğitimi alan asker gibi bir eli üstünde kendini iteklemeyle yol alıyor. Yavaş yavaş öğreneceğiz.
Sonra yemek düzenimiz de allaha şükür ki kusmalarımız kesildi. Ama şimdi de pek iştahlı yiyen bir çocuk olmadığımızdan sorun yaşıyoruz. Ama bu konuda çok üzülmüyorum; çoğu konuştuğum aileler de böyle çünkü. Yine de dua ediyorum ki kusmalar kesildi ve oğluş biraz kendini toparladı. Ama şimdi anlıyorum ki çok yorucu ve yığratıcı bir dönemmiş.
Kahvaltı öncesi 90 cc anne sütü
Yemeklerde sabah kahvaltısını pek iştahlı yemiyoruz. ( bir miktar tuzu alınmış keçi peyniri, bir tam yumurta saırısı, ekmek içi, bir çay kaşığı pekmez, az miktar tereyağı ve ıhlamur )
Öğle yemeği öncesi saat 13:00'de mama 120 cc
Öğle yemeği 15:30'de tarhana çorbası ve yağsız kıyma ( içinde herşey var. Anneanne tarafından yapıldı ve içinde bütün sebzeler var. ( yasaklılar hariç ) yaklaşık 150 cc civarı oluyor.
Akşam saat 19:00^de bir miktar daha tarhana ç.orbası, benim tarafımdan yapılan meyve suyu
Akşam saat 20:30 'da bisküvili sütlü aptamil maması 150 cc
gece saat 23:30'da anne sütü veya 120 cc mama
Sabah'a kadar başka bir şey vermiyoruz, daha doğrusu almıyor.
Sonra mama sandalyesi aldık; ama kullanmıyor. Alışamadık, hareket istiyor.
Sonra banyomuzu her gün yaptığımızdan dolayı biraz eğlenceli kılmak adına oyunlar öğretmeye çalışıyoruz. Mesela her girdiğimizde banyoya küvetini doldurup banyo öncesi su ile oynuyoruz. Şap şap diye ellerini vuruyor ve bununla oyun yapıyoruz. Birkaç tane de banyo gereci alıp, daha da zevkli hale getimey e çalışacağım.
Ayrıca hayvan sevgisini minicikken öğrenmeye başladı. Annesinin her türlü hayvan korkusuna karşın, sinan inanılmaz derecede hayvan düşkünü bir çocuk. Evimizde bulunan akvaryuma ilgisi ve kuş gördüğündeki sevimliliğini fotoğrafta görebiliriz.
Bu arada herşeyden öte hayatımızda yani Sinan ve benim hayatımda zor bir dönemde başlayacak tam bir ay sonra. 1 Ağustos itibari ile hiç tanımadığım bir ele, dünyadaki en önemli varlığımı, yaşam kaynağımı teslim edeceğim. Öyle zor bir durum ki bu yaşayacaklarımız. Anneannemiz Adana'daki düğün, işler, güçler nedeni ile oraya gitmek zorunda. Ve biz burada yanlız kalacağız. ve bu süreç eminim bizim için çok zor olacak...
Bakıcımızı bulduk. Bir komşu tavsiyesi ile bir diğer komşumuzun yiğeni. Daha önce de 4 çocuk büyütmüş; güvendik, ama ne kadar güvenilebilirse o kadar. Aklım evde, gözüm bilgisayar da en sevdiğim, hayat ışığımı işteyken izleyeceğim. Bu süreç bizi hem maddi, hem manevi yıpratacak; bu nedenle bazı insanlara hayatım boyunca unutamayacağım derece de kırgınlıklar hissediyorum. Sadece bu kırgınlıklarla ilgili yazı bile yazmak isterdim. Anne olmak ve sorumlulukları üzerine. Ama Sinan sayfamızı ilerde okursa yine de kırılmasın istiyorum. Bu da benim yumuşak tarafım işte.
Bakıcımızın adı Türkan.. Artık sanırım sıkça ismini duyarsınız diye eklemek istedim. Sonra bu türkan kimdi diye sormayın :))
Şimdilik bu kadar. Eskiden bir ay yazıp, bir ay bekleyenler için, ne gerek var bu kadar beklemeye diye homurdanırdım, küçücük dakikalık yazılar derdim. Ah şimdi acaba ne oldu, çocuk iyileşti mi, peki ateşi ne oldu der dururdum. Ama şimdi onları çok iyi anlıyorum; yazmak için zaman ve derman lazımmış...

Hiç yorum yok: