SINAN BÜYÜYOR

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers

26 Mart 2011 Cumartesi

ÖNCEDEN,SONRADAN.


Sinan'ı Bakü'ye çalışmaya giden Nilay teyzesi, tatil için Türkiye'ye gelir de Sinan'I görmez mi! Gördü tabi ki. Geldi yanımıza. Bizde özlemişiz, bol bol konuştuk herşeyden.

Sonra, haftasonuda dışarıda eşimin bir müşterisinin verdiğiya gittik, oradan yine Nilay teyze'nin evine geçtik. Yedik, uyuduk, sonra da yolda babamızın yanına oturmak için Sinan ile annesi kavga :)

Bakınız resimlere...





Sinan'ın yemek oyunlarının resmi yukarıda. Bayılıyoruz yemek kaşığımızı ısırmaya ve kaşık oyunumuza.






























16 Mart 2011 Çarşamba

GÜNLER, AYLAR HATTA YILLAR GEÇİYOR...







Başlık neymiş diyenlere anlatmak lazım. 3 yıl önceydi. Eşimin abisinin eşi, bir gece sancısı tutunca hastaneye kaldırıldı ve Poyraz diye sarı bir afacan geldi dünyaya. Bende akşam işten sonra apar topar hastaneye gitmiştim ve ufaklık viyak viyak ağlıyordu. Tam olarak 3 sene olmuş bu afacan doğalı. Geçen haftasonu da pastasının mumunu üflemek üzere Serdar abilere gittik. Birde aşağıda resimlerde de göreceğiniz ufak bir aktivite masası hediye ettik. Tabi Poyraz ile Sinan pek oyuncak paylaşımı konusunda iyi olmadığı için curcuna olmadı değil :) Sinan neye elini atsa '' Hişşst o benim '' diyen bir ses oldu :)
Ah Poyraz, büyüdüde, çocuk oldu artık. Nice mutlu yarınlara Sinan'ın kuzeni...
Sonra erkeğim büyüdü ve oto koltuğuna artık oturmak istemez oldu. Neye hitmetse artık babasının yanına oturmak istiyoır. Hatta dün babasının yerine kulllanmak bile istedi, zor zaptettim. :)








Artık aktiviteler yapabiliyor, Sinan'a derdimizi anlatabiliyor ve Sinan'dan dert dinleyebiliyoruz. Ne isterse istesin, sözle olmasa da eli ile her türlü sorununu bize tarif edebiliyor. Bizim gibi oldu artık diyorum. Tam olarak olmasa da çocukluğa adım atıyor sanırım.
Su sıralar logo çalışıyoruz. 2 hafta önce artık oyuncakları ile oynamayı kesip, başka şeyler aradığını gördüğümde anladım oğluşun büyüdüğünü. Artık bir şeyler yaratmak, öğrenmek isteği çok fazla. Babası ile gidip oğluşa lego aldık. Öncelikle seçim yaparken büyük eline tam oturabilecek legoları tercih ettik. Böylelikle öğrenmesi de daha kolay oldu. Bir sonraki aşamamız ise daha küçük ebatlı legolar olacak.
Önce eve gelir gelmez ben açtım lego kutusunu. '' Bak Sinan bu buraya, şu suraya, bu da buraya '' falan ama çocukta tık yok. Sonra yarım saat uğraşmadan sonra, sanırım zamanı değil, diyerek mutfağa gittim. Geldiğimde babası Sİnan'a nasıl öğretti ise legoları çocuk güzel güzel üst üste koyuyor. Şok oldum, demek ki herkes herşeyi yapamıyor. Sanırım ben oğluşun beslenmesi, gülmesi, dolaşmasını sağlamak, babası ise daha çok öğreneceği şeyleri yapmakta iyi olacak :)





Artık hem ben hem de Sİnan için cesaret daha fazlalaştı. Eskiden ben boğazında kalmasından çok korkar, o nedenle de hiçbir şey vermezdim eline. Şimdi daha bir cesaretli oldum, Sinan'da bayılıyor kıtır kıtır abur cubur yemeye. Her gün en az 3 çubuk kraker, 2 susamlı çubuk yiyoruz. Benim de bu durum çok hoşuma gidiyor. Çocukluk bu olsa gerek diyorum :)
Büyü oğlum büyü, ben yaşlansam da sen büyü yavru kuşum...

2 Mart 2011 Çarşamba

BÜYÜYORUZ, DENİYORUZ, ÖĞRENİYORUZ, ŞEKERLEŞİYORUZ

Benim minik, güzel, çekirdek ailem...

Başlıktan da anlaşılacağı gibi çocukların en aktif dönemleri sanırım 1 yaş sonrası. Artık bıdır bıdır yürümeye başlayan evlatlar çekmece açmaları, raflara uzanma isteği, bardak ısırmacalar, tehlikeli oyunlar oynama isteği içinde oluyor. Bizim de bir sürü tehlikeli oyunlarımız var ama hepsinde ''dur oğlum'' diye koştuğum için fotoğraflamak mümkün olmuyor. Evde kalabalık olduğunda, bizimki daha çok bizimle oynamak istediğinden o tehlikeli hareketleri topluca olduğumuz saatlerde yapmıyor. Bu nedenle ya ben eşime anlatırken ya da ablamız bize anlatırken biliniyor bu tehlikeler.
Geçen hafta kuzenim askere gideceğinden dolayı İzmit'e günübirlik bir yolculuk yaptık. 10 km 'lik yolda bile çıldıran oğluşum, İzmit'e hem giderken hem de gelirken uyuyarak bana korktuğum gibi yolculuk yaptırmadı. Minik oğlum beni çok şaşırttın :)

Kalabalık olmayı hep sevmişimdir. Ehh bu kadar akraba bulunca bir de İzmit hatırası yapalım dedim.
Tez tezkereler hasancığım.
Geçen hafta aylık kontrolümüz vardı. Artık 3 ayda bir gidecekmişiz. Halen 10 kiloyu bulamamışız ama sağlık olsun. Amma taktım kilo meselesini ben :) Eşim şimdi zayıflama çalışırken, ben oğluşu kilolu yapmaya çalışıyorum. Saplantı benimkisi... Doktorumuza yemek düzenini anlatıp onay almaya çalışan bana, doktorumuzun cevabı ise '' ne yerse yesin, nasıl olsa çevreden öğrenip uyguluyorsun ve anlattıklarında yeterli görünüyor. Senden tek ricam ev kazalarına dikkat etmen'' diyince birden kötü oldum. Bunu beklememiştim, önemsemiyor ve güveniytordum oğluma ve kendime. Şimdi ev kazalarının önlenebilmesi için önlemler alıyor ve gözümü açık tutuyorum.
18 ayımızda aşı olmaya ve kontrole gideceğiz tekrardan.
Şimdilerde öğrenmeye çalışıyoruz ya her şeyi her yere sokuyoruz, atıyoruz, kırıyoruz.
Çok seviyor diye parçalamış olduğu polis aracının ikincisini almıştık, o da kırıldı. Daha bunun gibi bir çok örnek var.

Evde halen çorap ve çorap tipinde ayakkabılar giyiyoruz. Geçen gün giydirdiğim altı kaymasını önleyen kalın çorabı terleyince ayağına patiklerini giydirdim; ilk defa. Çok hoşuma gitti, bende resimlemek istedim minik erkeğimi :)

Dedemiz geçen hafta Sinan'a bir sandalye aldı. Tehlike arz etsede ben Sİnan'ı oturtmayı, o da oturmayı çok seviyor :)

En son olarak anneannemizi 5 gün önce yolculadık. Ev sessizleşti. Üzüldüm...Yine gel annem, en kısa zamanda gel, yoksa biz geleceğiz, haberin olsun.

Son olarak oğluşum sen benim aşkım, tatlı kuşum, bir tanemsin. Seni Çokk Seviyorummm.