SINAN BÜYÜYOR

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers

22 Haziran 2011 Çarşamba

BİR ÖNCEKİ BAŞLIĞA İSTİNADEN.

Evet dedim ki hayatımız değişecek, düzen bozulacak, zor olacak diye. evet olacak, çünkü bir önceki yazıyı yazdığım gün bakıcı ablamızın, ailemizin yeni ferdi haline gelen teyzemizin eşinin tayini çıktı. Çok üzüldüm, sanki bir ayrılık çöktü evimize. Onlarda eminim ki bizim kadar üzüldü; ailecek. Ama tabi umarım bu ayrılıktan dolayı teyzesini çok seven Sinanımız etkilenmez. Üzülme diyoruz, belki bir gün yine birlikte oluruz anneciğim diyoruz.

Şimdi tabi sadece gidiş değil; sonrasının gerginliğide sarmıştı bizi. Ve ablamız bir arkadaşını önerdi bize. O da henüz bir başka çocuğa bakmayı bırakıp bize başlayacak. Yine aynı düzen devam edecek; umarım. İyi biri o da. Ama yine insanda düzen değişecek korkusu, alışamama korkusu olmuyor değil.

T. Ablamız bir tanedir. Bize ablamız kadar yaşça yakın olmasına rağmen anne gibi davranmıştır. Bizim hiçbir açığımız onu rahatsız etmemiştir. Ha hiç mi kızmadı bize; olurmu canım. Neden çöpleri atmadığınız?, Çocuğumu bu haftasonu neden çıkarmadınız dedi? Anne gibi kızdı, kızdığında da. Eşim, ben onu çok sevdik; tüm ailesini. En önemlisi Sinan sabah onu görür görmez benden onun kucağına atladı. Anne, baba demeyi unuttu ve Tezzee demeye başladı. O da çok sevdi. Anne yarısıydı işte. Üfff temelli ayrılık gibi bahsetmeyeceğim. Belki bir gün bir yerde, bir daha, bir şekilde karşılaşırız ablamızla.

Ablamız , mutlu ailenin hiç bozulmaması ve hep mutlu olman dileğimizle. Ağlamak yok. Geleceğe bak hep umutla. Karadeniz bir başkadır; yeşildir. Pırlanta gibi kızların umarım en iyi yerlerde, istedikleri işlerde çalışırlar; mutlu olurlar, olsunlar da. Çünkü senin gibi bir anneleri var.

Yeni ablamız Fatma abla. Hoşgeldin hayatımıza Fatma abla.

20 Haziran 2011 Pazartesi

HASTALIK...

Bir çocuk 39 derece ateşle nasıl olur? Resmi aşağıdaki gibi :)
Geçen hafta hastalandık ve ateşimiz 39.5 dereceye kadar yükseldi ama allaha şükür atlattık ve ayakta, koşarak atlattık.
Bu sırada birde sünnet derisi enfeksiyonu geçirdik, antibiyotik kullanmak zorunda kaldık ve acilinden sünnet olmamız gerektiğini öğrendik. Şimdi önerilere bakıyoruz, en doğru yerde, ucundan azıcık diyeceğiz, en kısa zamanda.
Babamızla aramız çok iyi, hatta çok çok iyi. Her akşam sırtından inmiyoruz. Her akşam değişik oyun şekilleri buluyoruz ve en önemlisi de örnek alıyoruz. Beraber kitap, gazete okuyoruz, bisiklere biniyoruz, top oynuyoruz.
























Geçen haftasonu ben sınavdayken babası ile Bahçeşehir üniversitesinde ve sahilde iki erkek dolaştılar. Sonra dayanamayarak uykuya dalmış kuşum. Çıktığımda ikiside baygınlık geçirmiş, üniversite kantininde duruyorlardı :)


















Ama anne-oğul da aramız çok iyi. Beraber çok eğleniyoruz. Bizde parka gidiyoruz, araba kullanıyoruz, Biraz kavga, biraz gülücük ile yemek olayımızı da çözdük. Hadi şimdi halen yemediğimiz makarna ve pilav hedefimiz.

















Şimdilik bu kadar.

Geçen gün arkadaşla telefon konuşmam şu şekildeydi:

Nilay: ne haber

Ben : Ne olsun işte, çoluk çocuk uğraşıyoruz.

Nilay : :) kızım altı üstü bir çocuğun var.

Ben: Ama sanırım benim gözlerde bozuldu. Çift çift görüyorum.

Yani çocuklarımız hareketlendikçe, onlara yetişmek hakikaten çok zor oluyor. Hem hayat koşuşturması, hemde çocuk zor oluyor, ama ben hayatımdan çok çok memnunum :)

13 Haziran 2011 Pazartesi

AZ SONRA:

Birazdan, çok az zaman sonra, az sonra ve sonun başlangıcına az kala hayatımız yine bir düğüme mi girecek belli olacak. Alışmamız zaman almamıştı, çabuk sevmiştik, ailece sevmiştik ama bir son ve yeni bir başlangıçlar mı yaşayacağız birazdan.
Bu da ne diyenlere söyleyelim hadi. Ablamız, Sinan'ın cici teyzesinin, ailemizin ablasının eşinin tayininin sonuçları açıklanacak. İçten hayırrr diyoruz ama bakalım Sn. Çapkın evet mi diyecek. Üzülüyoruz, sabırsızlıkla bekliyoruz. Yine mi değişecek herşey diye korkuyoruz.
Hadi hayırlısı diyelim, her iki aile içinde.