SINAN BÜYÜYOR

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers

31 Ekim 2011 Pazartesi

SON AKTİVİTELER



































Son günlerde yine deprem, şehit cenazeleri ve Sinan'ı büyütmek, yedirmek derken insanın pek bir zamanı ve keyfi kalmıyor yazmaya. Bende haberin kaynağında çalışan bir mimar olduğum için her şeyi ilk öğrenenlerden olmanın maalesef sıkıntısını daha bir fazla yaşıyorum. Deprem hikayeleri son günlerde çok üzülmeme neden olan gerçekliklerden biri oldu maalesef.


Neyse peki süreçte biz Sinan ile neler yaptık. Sinan her zaman ki gibi yemiyor ve biraz yoruyor ama onun dışındaki, yani yemek dışındaki hayat Sinan ile mükemmel desem yeridir.


Beraber geziyoruz, oynuyoruz; özellikle biraz biraz konuşmaya da başladı ya ufff görmeyin keyfimizi.


Ne güzel bir şeymiş çocuğumla iletişim kurabilmek ve birbirimizi anlamak :)


Kelimeleri çok çabuk kapıyor ve dilde tam dönemeyince çok şirin kelimeler çıkıyor.


Peki Sinan bey neler diyor;


Anne; süper söylüyor


Baba; Süper söylüyor. Ve hoşumuza gittiğini farkettikçe daha yüksek ve net söylüyor.


Su; dii oluyor.


dede; didi oluyor


babaanne; babo


anneanne; anniii


top; bob


park; mak


abi; abuu


gel; del


giy; diy


v.b. gibi bir sürü daha kelime.


Ama biz anlayabiliyoruz demek ve yapmak istediği herşeyi.


Top olayımızı sanırım profesyonel bir futbolcunun küçüklük haline döndürdü minik adam. Resmen top ile yatıp top ile kalkıyoruz. Logo yapalım istersen dersem kaptığı gibi topu getiriyor ve boşver top oynayalım der gibi bakıyor :) Gittiğimiz her yerde erkekleri bulur bulmaz başlıyor top vurmaya; tabi herkes vuruşuna hayran kalıyor :)


Oyuncakçı da, ya da dışarıda görür görmez tüm topları almak istiyor.

















Babası ile şu sıralar küçük hüsamettin rollerindeler. Aney, aney, ben pi...miyem; replikleri ile dizlerinin üzerinde geziniyorlar :) Sinan'ın yorumu süper ama. aney diyemediği için anne, anne :)






































































Sonra boyama aktivitelerimizi sıkılarak


yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz.



























































Şeker, şeker pozlar veriyoruz. Ohh yüzümüz güleçtir bizim. Ammaa, bir inadımız tuttu mu, deymeyin elime modunda olur bu güleç çocuk :)


Geçen gün de disney on ice prenses gösterisine gittik. Geçen sene çok küçük olduğu için gittiğimiz gösteriden keyif alamamıştı. Ama bu seferimizde hem o hem biz çok eğlendik. Sürekli sahnedeki gösteriden deniz kızı, mickey i göstererek ve bir taraftan da patlamış mısır yiyerek gösteriyi bitirdi. Hatta ne oldu ya, izliyorduk modunda çıktık gösteriden :)





































































































Bizde hayat böyle. Birşeyler yapmaya çalşıyoruz; ama şu var ki hayatımızın her dakikası koşturmaca, stres. Bu da hayatın içinden bir durum diyerek yaşıyoruz.


Yanlış anlamayın bıtkınlık değil benimkisi; sadece yorgunluk...